Aralık
12

Haftanın Hutbesi: Musibetlere Sabır, Mümince Bir Tavırdır

Haftanın Hutbesi: Musibetlere Sabır, Mümince Bir Tavırdır

Değerli Kardeşlerim!

Allah Resûlü (s.a.s), bir gün Medine sokaklarında bazı sahâbîlerle birlikte yürüyordu. Kabristanın yanından geçerken, çocuğunun kabri başında feryat figan eden bir kadına rastladı. Evlât acısına yüreği dayanamayan kadıncağızın bu hâlini gören Efendimiz ona, “Allah’tan sakın ve sabret!” dedi. Kederinden bunu söyleyenin Peygamber olduğunu fark edemeyen kadın, “Benim başıma gelen senin başına gelmedi de böyle konuşuyorsun!” dedi. Bir müddet sonra kadına onun, Allah’ın Resûlü olduğu söylenince, bu kederli anne söylediği sözden dolayı pişmanlık hissetti. Özür beyanında bulunmak üzere Rahmet Elçisi’nin kapısına geldi ve “(Kusurumu bağışla) Allah’ın elçisi olduğunu bilemedim.” dedi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.s), ona şu karşılığı verdi: “Sabır, musibet ilk başa geldiği anda ortaya konulan tavırdır.”[1]

Kardeşlerim!

Aslında bir beşer olan Peygamberimizin de başına benzer musibetler gelmişti. Biricik oğlu İbrahim, henüz on sekiz aylıkken hayata gözlerini yummuştu. Bu acı olay karşısında bir baba olarak o da gözyaşlarını tutamamıştı. Ölenlerin ardından yaka paça dövünerek ağlamayı kesinlikle yasaklayan Rahmet Elçisi, oğlu için ağlamasına şaşıranlara şu cevabı vermişti: “Akan bu gözyaşları merhamettendir. Göz ağlar, kalp hüzünlenir. Ama biz ancak Rabbimizin razı olacağı şeyleri söyleriz.[2]

Kıymetli Kardeşlerim!

Her canlının mutlaka tadacağı bir gerçektir ölüm. Dünyaya veda edip gidenin sevenleri açısından son derece elim olan bu olay, büyük de bir musibettir aynı zamanda. Bununla birlikte insanoğlunu saran sıkıntılar ölümle sınırlı da değildir. Ruhsal, fiziksel ve ekonomik sıkıntılar, kaza ve felaketler, hastalık ve geçimsizlikler, takatimizi zorlayan çeşitli hâdiselerdir. Aslında olumsuz gibi görünen bu durumlar hemen her birimiz için sabır ve imtihan vesilesidir. “İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece ‘iman ettik’ demekle bırakılacaklarını mı sandılar?”[3] ayeti, mü’minlerin hayatta meşakkat ve sıkıntılara her an hazırlıklı olmaları gerektiğine vurgu yapmaktadır.

Kardeşlerim!

İnsanlık tarihinde en çetin imtihanlara peygamberler tâbi tutuldu. Yüce Rabbimiz, Hz. Âdem’i cennetteki yasak ağaçla sınadı ve akabinde yeryüzüne gönderdi. İbrahim Peygamber, ateşe atılmak ve biricik evladını kurban etmekle sınandı ve neticede Halilullah payesini kazandı. Yakup Peygamber, evladı Yusuf’un hasretiyle gözlerini kaybetti. Yusuf (a.s), sultanlığa giden yolda karanlık kuyudan ve zindandan geçti. Eyyûb Peygamber, yaraları bütün bedenini saran bir hastalığa tutuldu ve Rabbine sığındı. Hz. Musa, Firavun’un zulmünü yok etme mücadelesinde zorlu yolları aştı. Babasız olarak dünyaya gelen İsa (a.s), inkarcıların ayıplamalarına ve öldürme teşebbüslerine maruz kaldı. Habibullah Muhammed Mustafa (s.a.s), Hakk yolda evinden, yurdundan ve sevdiklerinden oldu. Bir beşer olarak en zor imtihanlardan geçti. O, bizzat yaşadığı musibetler karşısında sabrın, metanetin ve mümince duruşun nasıl olması gerektiğini bizlere gösterdi. Üzüntü ve kederi sükûnet ve vakar ile karşılamayı tavsiye etti. Acımız gözyaşına dönüşse de gözyaşımızın isyana dönüşmemesi gerektiğini anlattı. Yüreğimiz, acının kıskacında ezilse de, belimiz zahmet yüküyle bükülse de, dilimizden bizi bu imtihan dünyasına gönderen Rabbimize karşı en ufak bir isyanın dökülmemesi gerektiğini hatırlattı.

Kardeşlerim!

Allah Resûlü’nü hayatına model olarak seçen bizler, imtihanın ne zaman ve ne şekilde geleceğini bilemediğimizden, “Hanginizin daha güzel işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O’dur.”[4] ayetinin bilinciyle hareket ederiz. Bununla beraber, “Biz Allah’a aidiz ve yine O’na döneceğiz. Allah’ım! Sıkıntılarımın mükâfatını senden bekliyorum, bunun karşılığını bana ihsan et, benim için onu daha hayırlısıyla değiştir.”[5] diye gönülden dua ederiz.

Kardeşlerim!

Mümin olmak, nimetlere erişince Allah’a şükretmektir. Mümin olmak, sıkıntı ve meşakkatle karşılaşınca isyana sürüklenmeden sabır ve metanetle Allah’a teslim olmaktır. Mümin olmak, acıyı isyana değil, kazanıma dönüştürebilmektir. Mümin olmak, can sıkıcı bir durum karşısında soğukkanlılığı ve feraseti elden bırakmamaktır. Mü’min olmak, “Sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele!”[6] ayetindeki “müjdelenenler” den olabilmek için çaba sarf etmektir.

Kardeşlerim!

Hayatımızın her aşamasında Allah’a hamd edebilen kullardan olmak için gayret gösterelim ve Efendimizin şu güzel tasvirine lâyık olmanın bilinciyle hareket edelim:

“Müminin durumu ne ilginçtir! Her hâli kendisi için hayırlıdır. Bu durum yalnız mümine mahsustur. Başına sevinecek bir hâl geldiğinde şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı gelecek olursa ona da sabreder; onun için bu da hayır olur.”[7]

[1] Buhârî, Cenâiz, 31.

[2] Buhârî, Cenâiz, 43.

[3] Ankebut, 29/2.

[4] Mülk 67/2.

[5] Ebû Dâvud, Cenâiz, 22.

[6] Bakara, 2/155.

[7] Müslim, Zühd ve rekâik, 64.

Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Aralık
5
Haftanın Hutbesi: Ahiret; Hesap Verme Bilinci

           AHİRET: HESAP VERME BİLİNCİ Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “İnkâr edenler, kesinlikle diriltilmeyeceklerini ileri sürdüler. De ki: Hayır! Rabbime and olsun ki mutlaka diriltileceksiniz ve yaptıklarınızdan haberdar edileceksiniz.. Bu, Allah için çok kolaydır.”[1] Okuduğum hadis-i şerifte ise Allah Rasulü (sav) şöyle buyuruyor: “Akıllı [...]

Ağustos
8
Sadık İman, Samimi Niyet, Salih Amel

SADIK İMAN, SAMİMİ NİYET, SALİH AMEL Aziz Kardeşlerim! Okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Erkek veya kadın, kim mü'min olarak salih amel işlerse, elbette ona çok güzel bir hayat yaşatacağız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.”[1] Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Dikkat edin! Vücutta [...]

Haziran
20
Camiye Koşalım, Kur’an’la Buluşalım

CAMİYE KOŞALIM, KUR’AN’LA BULUŞALIM Aziz Kardeşlerim! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Gerçekten bu Kur’an, en doğru yola ulaştırır. İyi işler yapan müminler için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.”[i] Okuduğum hadis-i şerifte ise Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: “İnsanoğlu ebediyete irtihal ettiği zaman amel defteri kapanır. Şu [...]

Nisan
25
Üç Aylar ve Regaib Kandili

           ÜÇ AYLAR VE REGAİB KANDİLİ قُلْ يَاعِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيم. الَّلهُمَّ بَارِكْ [...]

Mart
13
Çanakkale ve Şehitlerimiz

  وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌۜ بَلْ اَحْيَٓاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ: ما أَحدٌ يدْخُلُ الجنَّة يُحِبُّ أنْ يرْجِعَ إلى الدُّنْيَا [...]

Ocak
24
Kanayan Yara : Faiz

Değerli Müslümanlar, Yüce Allah’ın insanlığa gönderdiği İslam dini kemale ermiş, nimet tamamlanmıştı.  Hz. Muhammed (s.a.v.), Veda Haccını ifa ederken özelde ashabına, genelde bütün insanlığa şöyle seslenmişti: “Ey İnsanlar! Biliniz ki, içinde bulunduğumuz bu şehir, bu gün ve bu ay nasıl mukaddes ve dokunulmaz ise canlarınız ve mallarınız da öylece dokunulmazdır. Cahiliye [...]