İslam’da Sevgi
Sitemize destek olmak için sponsorumuzun reklamına tıklayarak sitelerine bakabilirsiniz.
قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ
Ali İmran 3 / 31
İslam’da Sevgi
Muhterem Müslümanlar!
İslâm Dini, getirmiş olduğu ilke ve esaslarla muhataplarına “iyi insan” olmayı önermiş ve “iyi insanlar” dan meydana gelen bir toplum oluşturmalarını tavsiye etmiştir. Kur’an ve Sünnet’in konusu, insandır. Kuran ve sünnette var olan ilkeler, sevgi, barış, birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunun kalplerde yerleşmesi ve huzurlu bir hayatın tesis edilmesine yöneliktir. “İslam” en geniş manasıyla, Allah ve Resulü’nün razı olduğu, insanların barış içinde yaşadıkları huzur dolu bir hayatın adıdır. Bu özellikleri itibariyle İslâm, sevgi ve barış dinidir.
Yüce dinimizin özündeki bu sevgiyi esas alarak hayatlarını şekillendiren Müslümanlar, İslam ile köklü bir medeniyet kurmuşlar; bu medeniyetin her noktasında sevgiyi ilmek ilmek dokumuşlardır. “Yaratılanı severim, yaratandan ötürü” diyen Yunus, işte bu aşk medeniyetinin ozanıdır. Mevlana; “Ne olursan ol yine gel” çağrısını, İslam’ın sevgi çağlayanlarından derlemiştir.
Değerli Mü’minler!
Varlık âleminde her şey, birbirine sevgi bağıyla bağlıdır. Sevgi bağının kopması, kâinattaki düzen ve nizamın bozulması demektir. Düzenin bozulduğu yerde ise, hayat yaşanmaz hale gelir. “İman etmedikçe, cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe kâmil anlamda mümin olamazsınız…”1 buyuran Peygamber Efendimiz(s.a.s.), başta cennet olmak üzere her güzelliğin anahtarının sevgi olduğunu vurgulamaktadır.
Hz. Peygamber’in eşlerine karşı sevgiyle muâmelesi, çocuklarıyla oluşturduğu sevgi atmosferi, ashabıyla kurduğu kardeşlikten öte sıcak yakınlık, saâdet asrından günümüze yansıyan ve hiç solmayan sevgi manzaralarıdır.
Aziz Kardeşlerim!
İmanın değeri, ibadetin lezzeti, insanlığın anlamı hep sevgiyledir. Hakiki, çıkarsız, solmayan ve sonu olmayan sevgi; Cenab-ı Allah’ın peygamberleri aracılığıyla insanlara öğrettiği kurallarda saklıdır. O kuralın başı ise: “Allah için, O’nun rızasına ermek için sevmektir.” Bu sevginin ne kadar değerli olduğunu şu hadisi şeriften yola çıkarak anlamamız mümkündür: “Yüce Allah kıyamet gününde: Benim rızam için birbirlerini sevenler nerededirler? Bugün onları, Benim gölgemden başka gölgenin bulunmadığı günde, kendi gölgemde gölgelendireceğim.”2 diye buyuracaktır.
Muhterem Müslümanlar!
Müminin yüreği, bütün sevgilerin başı olan Allah sevgisiyle dolduğu vakit; canlı cansız bütün tabiatı kucaklar. Eşi, çocukları, akrabaları ve komşularıyla “incitmemek” esasına dayalı bir hayat kurar. Böyle bir sevginin coşkusu ise, tek bir güne sığdırılamayacak kadar derin, kalıplara dökülemeyecek kadar manevidir.
Hutbemi başta okuduğum ayeti kerime mealiyle bitiriyorum:
De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”3
1- Buhari, Edeb, 27; Müslim, Birr, 67
2- Müslim, Kitabu’l-Birr, ve’s-sıla ve’l-Âdab, 12
3- Âl-i İmran/31
———————————————————————————–
Hazırlayan: Rahime ALTAŞ – İl Vaizi
Redaksiyon: Ankara İl Müftülüğü Hutbe Komisyonu


