Mart
17

Çanakkale Zaferi

بسم الله الرحمن الرحيم

قال الله تعالي:وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ

قال رسول الله (صعلم): مَا أَحَدٌ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ يُحِبُّ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الدُّنْيَا وَلَهُ مَا عَلَى الْأَرْضِ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا الشَّهِيدُ يَتَمَنَّى أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الدُّنْيَا فَيُقْتَلَ عَشْرَ مَرَّاتٍ لِمَا يَرَى مِنْ الْكَرَامَةِ

Al-i İmran, 3-169.

Çanakkale Zaferi

Muhterem Müslümanlar!

Birey ve toplumlar için barış, Allah’ın en büyük lütuflarındandır. Peygamberimiz de Allah’tan savaş değil, barış ve esenlik dilememizi öğütlemiştir. Ama bağımsız bir vatanda, barış ve güven içinde yaşamamızı da, bu uğurda can verenlere, şehitlerimize borçluyuz.

Her milleti ayakta tutan, ona tarih şuuru veren, umut bahşeden değerleri vardır. Bu değerlerden birisi de milletin zaferleridir. Tarihimizin şeref levhalarından biri de 95. yılını idrak edeceğimiz Çanakkale Zaferi’dir.

Aziz Müminler!

Millet ve ümmet olarak varlığımız ve istiklalimiz, gerektiğinde canını feda etmeyi göze alan kahramanlar ister. Bu sebeple dinimizde şehitlik ve gazilik, mertebelerin en yücesidir. Ulu Rabbimiz bunu şöyle ifade eder. “Allah yolunda can verenleri ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler. Rableri katında onlara güzel rızıklar verilecek.[1] Rasulullah Efendimizin de bir müjdeleri var. Buyuruyor ki: “Cennete giren hiç kimse, yeryüzündeki her şey kendisine verilse bile, dünyaya geri dönmek istemez. Sadece şehit, gördüğü itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve defalarca şehit olmayı ister[2]. İşte Çanakkale gibi muhteşem zaferlerin altında yatan ruh da bu şehitlik ve gazilik ruhudur.

Değerli Müminler!

Çanakkale, insanlığın hafızasından çıkmayacak kadar derin, muhteşem, ama bir o kadar da hazin bir tablonun adıdır. Anneler ağıtlarıyla, şairler şiirleriyle, şehitler kanlarıyla, gaziler hatıralarıyla bu tabloyu tarihin unutulmaz sayfalarına not etmişlerdir. Ama Merhum Şairimiz Mehmet Akif’in “Çanakkale Şehitleri” Şiiri bir başka:

Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,

Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer

Yedi iklimi cihânın, duruyor karşında,

Avusturalya’yla beraber bakıyorsun: Kanada!

Çehreler başka…Llisanlar, deriler rengârenk:

Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk…

Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…

Hani, tâûna da züldür bu rezil istilâ!

Çanakkale zaferi, işte böyle bir ortamda, bütün mukaddes değerleriyle yok edilmek, tarih sahnesinden silinmek istenen bir milletin, var oluş mücadelesinin, emsalsiz kahramanlık destanının adıdır.

Çanakkale Zaferi, Yemen’den Edirne’ye, Kudüs’ten Kars’a, bütün ecdadımızın ortak değerler etrafında kenetlenmesinin, sarsılmaz iman ve azminin, din ve vatan sevgisinin unutulmaz belgesidir. Mehmet Akif bu ruh ve heyecandan da söz eder:

Asım’ın nesli… diyordum ya… nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.

Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…

O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Yüce Rabbimiz bizlere bir daha böyle acılar göstermesin, millet olarak bizi sonsuza dek aynı ruh ve heyecanla yaşatsın.

Başta Çanakkale şehitleri olmak üzere bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad, makamları cennet olsun.

Ali GÜLER

Kavaklıbağlar Cami Müezzin-Kayyımı

Samandıra/ SANCAKTEPE


[1] Al-i İmran, 169.

[2] Buhari, Cihad, 21.

» Yorum Yapın

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum Yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yazı Hakkında