Mayıs
12

Anne – Baba Hakkı

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

قال الله تعالى: وَوَصَّيْنَا الْإِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنًا

قال رسول الله (صعلم): أَلَا أُخْبِرُكُمْ بِأَكْبَرِ الْكَبَائِرِ قَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ الْإِشْرَاكُ بِاللَّهِ وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ

Ankebut, 29/8.

Anne – Baba Hakkı

Aziz Müminler!

Büyüklere saygı, küçüklere sevgi dinimizin temel prensiplerindendir. Toplumsal huzur ve sükûnetin temininde sevgi ve saygı, hayati önem taşıyan temel ahlâkî esaslardandır. Anne babaya iyilik etmek bunların başında gelmektedir. Nitekim Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde Allah’a kulluk ve itaatten hemen sonra anne ve babaya iyi davranmak emredilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Biz insana yalnız Allah’a kulluk etmesini, anne ve babasına iyilik etmesini emrettik”[1]. Rasulullah (sav) de “Bütün günahların en büyüğünün Allah’a şirk koşmak ve ana babaya kötü davranmak”[2] olduğunu bildirmiştir.

Aziz Kardeşlerim!

Bizler çocukluk günlerimizde aciz ve zayıf iken, anne babalarımız adeta hayatlarını bize adadılar. Uykularından uyanarak, soğuk sıcak demeden, gece-gündüz çalışarak, yemeyip yedirerek şefkatle bağırlarına bastılar. Karşılık beklemeden besleyip büyüttüler.

Bu fedâkarlıklar karşısında bizlere düşen, anne babamıza hizmet etmek, ikram ve ihsanda bulunmak, ihtiyaçlarını karşılamak, sıkıntılı hallerinde yanlarında bulunmak, güler yüzle bakmak, tatlı dil ile konuşmaktır. Onların her zaman dualarını almak, rızalarını kazanmak, hasta ve düşkün hallerinde kendilerine gönülden ilgi göstermek daha fazla önem arz eder, Cennet kapılarını açtıran bir davranış olur. Dünya ve ahiret mutluluğu anne ve babamıza göstereceğimiz bu sevgi, saygı ve ilgiye bağlıdır.

Anne-babanın çocuklarına en çok muhtaç olduğu dönem yaşlılık günleridir. Bu dönemle ilgili olarak Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: “Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et.”[3] Yüce Kitabımızın ana babaya sevgi ve saygı konusuna böylesine önem vermesi ne kadar anlamlı!… Görülüyor ki, bilhassa ihtiyaçlı çağlarında anne ve babaya bakmak, onları huzurlu ve mutlu yaşatmak, böylece hayır dualarını almak hem dini, hem insani bir görevdir. Mecbur kalmadıkça ve kendileri istemedikçe onları aile ortamından uzaklaştırarak huzur evlerine ve yaşlılar yurduna bırakmanın dinimizde de millî örfümüzde de yeri yoktur.

Anne ve babamız vefat ettikten sonra da onlar için yapacağımız birçok görev ve sorumluluğumuz vardır, değerli cemaat… Bir sahabî Peygamber Efendimize “Anne ve babam vefat ettikten sonra onlar için yapabileceğim iyilik var mı?” diye sordu. Efendimiz (sav) şöyle buyurdular: “Onlar için hayır dua ile mağfiret dilersin, vasiyetlerini yerine getirirsin, onların akrabalarını görüp gözetirsin, dostlarına da ikram edersin.”[4]

Hutbemi, sık sık okuduğumuz bir dua ayeti ile bitiriyorum. رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُRabbimiz, hesapların görüleceği gün beni, anamı, babamı ve müminleri bağışla.”[5]

Salih ŞAHİN – Bezirganbahçe Camii İmam Hatibi – Küçükçekmece İstanbul


[1] Ankebut, 29/8.

[2] Buhâri “Edeb” 6; Müslim, “İman” 143.

[3] İsra, 17/23-24.

[4] Nesai, Cihad, 6.

[5] İbrahim, 14/41.

» Yorum Yapın

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum Yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yazı Hakkında