Temmuz
2

Miraç Kandili

سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

İsrâ 17/1

Miraç Kandili

Muhterem Mü’minler!

Önümüzdeki Perşembe gününü Cuma gününe bağlayan gece, Miraç Kandili’dir. İslam âlemi olarak böyle mübarek bir geceyi idrak etmenin sevinç ve mutluluğunu yaşamaktayız.

Miraç; insanlığın kurtuluşu için gönderilen sevgili Peygamberimizin yaptığı, mukaddes ve manevi bir yolculuktur.

Birçok ilahî sırrı, hikmet ve bereketi bünyesinde barındıran bu gece, İsrâ suresinin ilk ayetlerinde şöyle ifade edilmektedir:

“Kendisine âyetlerimizden bir kısmını göstermek üzere kulu Muhammed’i, bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” 1

Aziz Mü’minler!

Miraç hadisesi, ilahî kudret ve lütfun bir tezahürü olması yönüyle mü’minler için madde ve ötesini birlikte düşünme ve algılama imkânı, Allah’a olan iman ve Hz. Peygamber’e bağlılıklarını pekiştiren bir sınav, Peygamber Efendimiz için de Yüce Mevla’nın yardım ve desteğine mazhar olarak risâlet görevinde moral kazanma vesilesi olmuştur.

Yaratılanların en şereflisi olan Hz. Peygamberin, Rabbinin huzuruna kabul edilişini temsil eden İsrâ ve Miraç mucizesi bizlere; insanın, ilahî rızaya ve desteğe ulaştığında akıl ve idraki zorlayan nice üst derecelere ulaşabileceğini gösterir. Ayrıca, mana âleminde yükselip ilahî rahmet ve huzura erişmenin; öncelikle gönül ve ruh temizliğinden, ahlakî erdemlere yükselişten, her şeyin sahibi olan Yüce Allah’a bağlılık ve boyun eğmeden geçtiğini de hatırlatır.

Miraç gecesi farz kılınan beş vakit namazın “Mü’minlerin miracı” olarak nitelendirilmesi de, namazın böyle bir yükselişte ne derece etkin ve önemli bir ibadet olduğunu gösterir. Gerçekten sadece bedeni ile değil özüyle, gönlüyle, duygu ve düşüncesiyle Allah’a yönelen ve namazda Rabbi ile baş başa kalmanın mutluluğunu yakalayan bir mü’min, daima O’nun gözetimi ve desteği altında olduğunu hatırından hiç çıkarmaz, bu bilinçle hayat çizgisini anlamlı kılar. Ahlakî ve manevî sağlığımızı tehdit eden, insanî ilişkilerimizi ve sosyal ödevlerimizi zayıflatan bunca iç ve dış etkinin altında bunaldığımız günümüzde, Kur’an-ı Kerim’in İsrâ hadisesinden ismini alan sûresinde, bizlere kurtuluş yolunu gösteren şu ilahî prensipleri hatırlayalım:

“Allah’a ortak koşma, yalnız ona inanıp ona ibadet et, ana-babaya iyi davran, akrabaya yoksula, yolda kalmış kimseye haklarını ver, cimrilik yapma, müsrif ya da savurgan olma, açlık korkusu ve geçim kaygısıyla çocukları öldürme, zinaya yaklaşma, cana kıyma, yetimin malına el uzatma, verdiğin sözü yerine getir, ölçerken ve tartarken eksiklik ve noksanlık yapma, hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme, kibirlenme ve gururlanma.”

Öyleyse Değerli Mü’minler!

İnanç, ahlak ve maneviyat dünyamızın, barış ve huzur içinde birlikte yaşamamızın vazgeçilmez değerlerine işaret eden bu ilahî buyrukları yaşamak ve yaşatmak, bizlere miracın manevî atmosferini teneffüs etme imkânı sağlayacaktır.

Miraç, Peygamberimizin şahsında insanlığın önüne açılan sınırsız bir yükseliş ufkudur. Varlığın özüne ve anlamına yolculuktur. Çünkü miracın özünde her türlü kötülükten arınma, insanlığın yararına değerler üretme, fedakârlık, paylaşma, sorumluluk, zamanın önemini kavrama ve ilahî emirlere teslimiyet göstererek yüce mertebelere erişmek vardır.

Miraç gecesi duygu ve düşüncelerimizi yenileyerek ilahî rahmeti kazanacak işler yapmamız, kulluk bilincine ulaşarak dua ve niyazda bulunmamız için güzel bir fırsattır.

Bunun için manevî duygularımızı canlandıran, iç dünyamızı değerlendirme imkânı sağlayan, sorumluluğumuzu hatırlatan bu geceyi iyi değerlendirelim. Duyguların ve hislerin coştuğu, dua ve niyazların semaya yükseldiği, inananların huzur bulduğu bu gecede, gönüllerimizde ümit ve ilahî aşk kandillerini yakalım, miracın engin mesajını ruhlarımızda hissedelim. Yüce dinimiz İslam’ın, “yaratılanı yaratandan ötürü sevme” prensibini hatırlayarak gönül kapılarımızı herkese açalım. Miracın, ilahî yükselişin, gönül ve ruh temizliğinden geçtiğini unutmayalım.

Bunalan ruhlara, manevî hayatın ihmaliyle daralan kalplere bu gecenin huzur getirmesi dileğiyle Miraç Kandilinizi tebrik ediyor, bu gecenin insanlığın barış, huzur ve mutluluğuna, bütün mü’minlerin de arınmasına ve affına vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

1. İsrâ 17/1

* Bu huıtbe D.İ.B’nın Minberden Öğütler adlı kitabından derlenmiştir.

» Yorum Yapın

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum Yapın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yazı Hakkında