بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ
Miraç Kandili
Muhterem Müslümanlar!
Miraç, Kâinatın Efendisi’nin (sas) kutlu yolculuğu, rahmani hediyelerin gönderildiği gece… Recep ayının 27. gecesi Peygamberimize sunulan manevi ikram… Baskı ve zulümden yorgun düşen Kutlu Nebi’ye (sas) teselli… Peygamberimizin maddi ve manevi âlemlere yolculuğu olan Miraç olayı İslam Tarihinin dönüm noktalarından biridir. Miraç maddenin sınırlarını aşan mananın kapısını aralayan ve madde ile manayı birleştiren ve ötelerden haberler getiren kutlu bir yolculuğu ifade eder.
Miraç hadisesi, iki safhada meydana gelmiştir. Resul-i Ekrem’in (sas) bir gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya yaptığı yolculuğa İsra; oradan göklere yükseltilmesine mirac denilmiştir. [1] Miraç mucizesinin başlangıcı olan İsra, Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılmaktadır: “Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şânı yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür.”[2]
Kur’an Eğitimi
Muhterem Müslümanlar!
Yüce Kur’an’ın inmeye başladığı andan bugüne 1401 yıl geçti. Geliniz vahyin ilk gelişini birlikte yad edelim. Peygamber Efendimiz(s.a.s.) yaklaşık beş yıldır yapageldiği üzere sık sık çıktığı Nur Dağı’ndaki Hira mağarasında yine tefekküre dalmıştı. İnsanlığın içine düştüğü cehalet ve azgınlığın tahammül edilemez dereceye ulaştığını görüyor, ancak elinden bir şey gelmiyordu. Bu da ona ızdırap veriyordu. Ama artık zamanı gelmişti. İnsanlığı nura kavuşturacak hayat rehberi ona verilecekti. Daha önce hiç görmediği melek bir anda önünde beliriverdi. Ona ilk sözü “Oku!”1 oldu. “Ben okuma bilmem” dedi. Bu diyalog ikisi arasında birkaç kez tekrarlandı. Sonra melek Cebrail: “Yaratan Rabbi’nin adıyla oku. O insanı “alak”tan yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.”2 şeklindeki ayetleri vahyetti. Bunun üzerine Efendimiz(s.a.s.) aynı cümleleri tekrar etti. “Okuma” ve “Okunan şey” anlamlarına gelen “Kur’an”ı okumak artık onun hayatının bir parçası haline geldi. Yeni Müslüman olanlar da Kur’an’ı ondan öğreniyor, ezberliyor, öğrendiklerini anlamaya ve yaşamaya çalışıyordu. Cahilî anlayış ve hayat tarzının yüreklerinde oluşturduğu kir ve pası Kur’an’ın nuruyla temizliyorlardı.
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَاۤءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَارًا
Kur’an Öğrenmenin Fazileti ve Yaz Kur’an Kursları
Muhterem Müslümanlar!
Rabbimiz, insanı akıl, irade ve daha sayamayacağımız birçok nimetlerle donatmış ve varlıklar içerisinde kendi zatına muhatap kabul etmiştir. Bu yüce payeye sahip olan insana, birtakım sorumluluklar yüklenmiş ve maddi varlığından öte manevi yönüyle de varlıkların en yücesi olma konumuna yükselmiştir. Yüce Allah, insanı başıboş bırakmamış gönderdiği peygamberler vasıtasıyla insanın hayatına yön vermiştir. İlahi mesaj; kitaplar ve sahifeler şeklinde tezahür etmiş ve son olarak dünya ve ahretin yol haritasını gösteren son ilahi kitap Kur’ân-ı Kerim inmiştir.
İlk emri “OKU!” olan Yüce Kitabımız; okunmak, anlaşılmak ve gereği gibi yaşanmak için indirilmiştir. Kur’an dertlere deva, gönüllere şifa, bunalan ruhlara ferahlık veren ve karanlıklardan aydınlığa çıkaran eşsiz bir rehberdir. Yüce Allah, bu gerçeği şöyle ifade etmektedir: “Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz.”[1] Peygamberimiz (s.a.v)’in en büyük mucizesi olan Kur’ân’ı öğrenmek, okumak ve anlamak her müslümanın öncelikli görevi olmalıdır.
الَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهْدِينِ * وَالَّذِي هُوَ يُطْعِمُنِي وَيَسْقِينِ * وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ * وَالَّذِي يُمِيتُنِي ثُمَّ يُحْيِينِ
Şuara 26 / 78-81
Hasta Ziyareti Rabbin Rızasına Ulaştırır
Aziz Kardeşlerim!
Resûlüllah (sav) bir gün ashâb-ı kiramla sohbet ederken;
“Kıyamet günü Yüce Allah: ‘Ey Ademoğlu! Ben hasta oldum da sen beni ziyarete gelmedin!’ der.
Buna şaşıran insan: ‘Ey Rabbim! Sen alemlerin Rabbisin. Seni nasıl ziyaret edebilirdim ki?’ şeklinde cevap verir.
Yüce Allah: ‘Bilmiyor muydun? Falan kulum hasta oldu sen onu ziyarete gelmedin. Ziyaret etseydin beni onun yanında bulacağını bilmiyor muydun?[1] der buyurmuştur.
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetuer adipiscing elit. Quisque sed felis. Aliquam sit amet felis. Mauris semper, velit semper laoreet dictum, quam diam dictum urna, nec placerat elit nisl in quam. Etiam augue pede, molestie eget, rhoncus at, convallis ut, eros. Aliquam pharetra. Nulla in tellus eget odio sagittis blandit. Maecenas at nisl. Nullam lorem mi, eleifend a, fringilla vel, semper at, ligula. Mauris eu wisi.